Bir Takvim Yaprağından Fazlası:

Kadın Ruhunda Sevgililer Günü’nün İzleri​Hayatın çok hızlı aktığı, işlerin ve sorumlulukların omuzlarımıza bindiği şu günlerde, bazı tarihler sadece bir rakam olmanın ötesine geçer. 14 Şubat Sevgililer Günü, bazen sadece bir alışveriş günü gibi eleştirilse de, bir kadının iç dünyası için aslında çok daha derin bir anlam taşır. Bu özel gün, bir kadının ruhu için adeta bir “yenilenme ve huzur” durağıdır.​Bir kadının ruhu, detaylardan ve hatırlanmanın verdiği o ince mutluluktan beslenir. Sevgililer Günü’nün bir kadına iyi gelmesinin en büyük sebebi, “fark edilme” ihtiyacıdır. Günlük koşturmacanın içinde bazen eş, anne ya da çalışan kimlikleri arasında kaybolan kadın, bugün sayesinde yeniden sadece “sevilen kişi” olduğunu hatırlar. Bu, bir hediye kutusundan çok daha fazlasıdır; aslında ona şu mesajı verir: “Hayatımdaki bunca kalabalık içinde benim için hâlâ en özeli sensin.”​Aslında kadınlar için verilen emek, en pahalı hediyeden çok daha kıymetlidir. Sevdiği bir çiçeğin hatırlanması, geçmişte kurduğu bir hayalin unutulmaması ya da sadece ona ayrılmış özel bir zaman dilimi; kadının içindeki “değerliyim” duygusunu uyandırır. Bu ilgi, günlük hayatın yorgunluğu altında ezilen ruhunu dinlendirir ve ona nefes aldırır. Çünkü kadın için sevgi, bakılması gereken canlı bir bahçe gibidir. 14 Şubat, bu bahçeyi sulamak ve “biz” olmanın o güvenli limanına sığınmak için harika bir fırsattır.​Rutin hayat, bazen insanın ruhunu yorar. Sevgililer Günü’nün o tatlı heyecanı, bir kadını ev-iş-sorumluluk üçgeninden çekip çıkarır. Ona yeniden “kadın” olduğunu, sevildiğini ve önemsendiğini hissettirir. İçtenlikle yazılmış tek bir cümle bile, kadının kendi gözlerindeki ışığı parlatmaya yeter.​Sonuç olarak Sevgililer Günü; bir gösteriş yarışı değil, bir kalbin diğerine “sen benim dünyamda çok değerlisin” deme şeklidir. Bir kadının ruhuna en iyi gelen şey, sevdiği insanın gözlerinde kendi mutluluğunu görmektir. İşte bu yüzden 14 Şubat sadece güllerden ibaret değildir; o, bir kadının kalbine ekilen huzur ve aidiyet tohumudur. ​”Çünkü bir kadının ruhu için asıl hediye avucuna bırakılan bir kutu değil, kalbine hissettirilen o paha biçilemez ‘vazgeçilmezlik’ duygusudur.”

Sevgiyle Kalın Dostlar ❤️

Sevda Bozacıoğlu 🖊

Daha Fazlası

Melekler ve Şeytanlar

Bedenin ve Ruhun Dengesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir