Kadına şiddet, yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal yapıyı, insanlığın vicdanını, adalet anlayışını ve değerler sistemini derinden sarsan küresel bir yaradır. Bu sorun, kimi zaman bir evin içinde fısıltılarla, kimi zaman mahkeme koridorlarında çığlıklarla, kimi zaman da haber manşetlerinde sessizce karşımıza çıkar. Şiddetin en acı veren yönü ise, çoğu zaman en yakın insanlar tarafından, sevgi kisvesi altında uygulanmasıdır.
Kadına yönelik şiddet; fiziksel saldırılar, psikolojik baskı, ekonomik kısıtlama, cinsel zorlamalar ve sosyal izolasyon gibi farklı biçimlerde kendini gösterir. Şiddetin türü değişse de amacı aynıdır: Kadını sindirmek, susturmak ve varlığını yok saymak. Oysa kadın, sadece ailenin değil, toplumun da temelidir. Bir kadının gözyaşı, sadece bir kişinin değil, bir toplumun ruhuna düşer.
Şiddetin kökünde çoğu zaman yanlış ataerkil düşünce yapısı, güç algısı, eğitimsizlik ve kadın kimliğinin değersizleştirilmesi yatar. Kadını eşya gibi gören, yaşam hakkını hiçe sayan bu anlayış; sadece kadınlara değil, toplumsal barışa da zarar verir. Zira şiddetin olduğu yerde güven, adalet ve sevgi filizlenemez.
Şiddeti önlemenin ilk adımı farkındalıktır. Sorunu görmezden gelmek, sessiz kalmak ya da kader olarak kabullenmek çözüm değildir. Kadına yönelik her şiddet olayı, yalnızca mağdurun değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Aile içinde başlayan bilinç, eğitimle desteklenmeli; hukuk sistemiyle korunmalı; medya aracılığıyla duyurulmalıdır. Devletin yasaları kadar toplumun vicdanı da güçlü olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, şiddet sadece fiziksel yaralar bırakmaz. Bir kadının ruhunda açılan izler, bazen bir ömür boyunca kapanmaz. İşte bu yüzden mücadele yalnızca korumak değil, aynı zamanda iyileştirmek üzerine de kurulmalıdır.
Kadına şiddetin olmadığı bir dünya; daha adil, daha huzurlu ve daha güçlü bir dünya olacaktır. Kadını korumak, insanlığı korumaktır. Kadını yüceltmek, toplumu yükseltmektir. Çünkü kadının güvende olmadığı bir yerde, aslında hiç kimse güvende değildir.
Şiddete karşı susma, ses ol. Çünkü her kadın, yaşamayı, sevilmeyi ve saygı görmeyi hak eder.
Dr. Nergül Yılmaz
