Saçlarımı çaresiz bir piyanonun,
En beyaz melodisine kestirdim.
Bunu yaparken,
Cehennemden dönsün isterdim,
Çocukluk fotoğraflarımdaki kederlerim.

Gökkuşağı taklidi yaptıkça hayat,
Seni artık ceketime emanet ettiğim kalbimin,
En kırık portmantosunda,
Mucizevi şairlerin nefesini karşılaman için,
Bırakacağım!

Kıpırtısız dualarına,
Uzaklardan türküler yakılacak,
Sen de benim gibi,
Çok üşüyeceksin.

Bilemedim.
Bilemeyeceğim de.
Fakat,
Öyle inanacağım ki,
Parmağının ucuyla sularcasına,
Büyüteceğim,
Defter arası güllerimi!

Bulutlara,
Diz çöken cesaretimle,
Ben artık,
İki omzum arasındaki,
Yuvarlak boşluğumu sana çeviremem.

Öyle kibirli ki zaman,
Ve ölesiye yorgun!
Nihayet başımı yaslayabilirim,
Sonbaharın omzuna.
Şair tutundukça,
Yaprak kurumayacak.

Şimdi,
Sıra sende,
Haydi,
İtiraf et.
Söylemeden,
Susma.
De!
Daldaki kuşların kavgasında buldum sendeki yeşili.
De ki,
Anadolu’da kapının önünde oynayan çocuğun,
Başını okşasın,
Annesi.

Yağmur Koçyiğit

16 Responses

  1. Bu denli güzel hissettirilebilirdi ruhundan kalemine dökülen bu şiir…

  2. Yağmur hanım her zaman ki gibi yüreğinizin saklı derinliklerinden tane tane çıkardığınız kelimelerle muhteşem bir sanat eseri icra etmişsiniz. İnanın kaleminizden dökülenleri okumak bana anlatılmaz bir huzur veriyor. Teşekkürler

  3. Yağmur ablacığım, kalemine ve duygularına sağlık. Böylesine güçlü imgeler kullanarak acıyı büyütmeden güzelleştiren nadir kalemlerden birisin.

  4. Yoğun ve içten bir anlatım… Geçmişle yüzleşme ve yeniden doğma duygusu güçlü şekilde hissediliyor.
    Kaleminize sağlık hocam

Tuğçe için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir