İnsan, en çok sahip olduklarını sıradan sanır. Sabah gözlerini açıp derin bir nefes alabilmek, adımlarını ağrısız atabilmek, bir bardak suyu yudumlarken hiçbir acı hissetmemek… Bunların hepsi öyle alışılmıştır ki şükretmeyi unuturuz. Oysa sağlık, fark edilmeden omuzlarımızda taşıdığımız en büyük nimettir.
Hayatın telaşı içinde bedenimizi çoğu zaman sustururuz. “Biraz daha dayan,” deriz yorgunluğumuza. “Sonra dinlenirim,” diye avutuluruz. Fakat beden unutmaz; ihmal edilen her geceyi, ertelenen her kontrolü, bastırılan her duyguyu bir kenara yazar. Gün gelir, küçük bir ağrı koca bir gerçeği hatırlatır: Sağlık, ertelenebilecek bir konu değildir.
Ruh sağlığı ise çoğu zaman görünmediği için daha çok ihmal edilir. Gülümseyen bir yüzün ardında yorgun bir kalp olabilir. İçimizde büyüyen kaygılar, söylenmeyen sözler, affedilmeyen kırgınlıklar zamanla bedenimize yük olur. Çünkü insan yalnızca etten kemikten ibaret değildir; o aynı zamanda duygularıyla yaşayan bir bütündür.
Sağlıklı olmak; sadece hasta olmamak değildir. Dengede olmaktır. Yeterince uyumak, temiz beslenmek, yürüyüş yapmak, sevdiklerine vakit ayırmak, gerektiğinde “dur” diyebilmek… Hepsi sağlığın bir parçasıdır. Küçük görünen alışkanlıklar, büyük bir yaşam kalitesi inşa eder.
Belki de sağlık, insanın kendine gösterdiği saygıdır. Kendini önemseyen, bedenine yük değil değer verir; ruhunu ihmal etmez. Çünkü bilir ki hayallerine yürüyebilmek için önce güçlü bir bedene, mutlu bir kalbe ihtiyacı vardır.
Sonunda anlarız: Sağlık varsa umut vardır, enerji vardır, yarınlara dair cesaret vardır. Sağlık yoksa, dünyanın bütün zenginlikleri anlamını yitirir. Bu yüzden sağlık; sahipken korunması gereken, kaybedilmeden kıymeti bilinmesi gereken en büyük hazinedir.
DERYA YAĞMUR