Mektup

Ahşap, çiçek oymalı çalışma masamın başına oturdum. Arkamdaki pencereden günün son ışıkları altın renkleriyle içeriyi dolduruyordu. Çekmeceden boş bir kâğıt alıp önüme koydum, dolma kalemimi de alıp her zamanki gibi mektuba “saygıdeğer Zemheri” ibaresiyle başlayarak yazmayı sürdürdüm. “Saygıdeğer Zemheri, Diğer mektuplarıma da cevap vermediniz ve biliyorum muhtemelen buna da cevap vermeyeceksiniz ama içimde kalmasın dedim […]
Zamanın Kıymetini Anlamak: Gerçekten Yaşamak Ne Demek?

Modern çağın en büyük paradokslarından biri, her şeyin hızla ilerlemesine rağmen bizim giderek daha yavaş fark ediyor olmamız. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan günler, haftalar, hatta aylar uçup gidiyor. “Daha dün gibiydi” dediğimiz anlar, aslında yıllar öncesine ait. Peki, gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece yaşamın içinde sürükleniyor muyuz? Günlük Koşturma ve Farkındalık Eksikliği Sabah çalan alarm, […]
Anadolu’nun Unutulan İmparatorluğu: Urartuların Yükselişi ve Çöküşü

Doğu Anadolu’nun dağlık topraklarında, Van Gölü’nün etrafında bir zamanlar büyük bir medeniyet yükselmişti: Urartular. MÖ 9. yüzyılda tarih sahnesine çıkan bu gizemli krallık, yüksek dağların arasına kurduğu kaleleri, gelişmiş sulama sistemleri ve güçlü ordusuyla adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Fakat ne yazık ki, bu uygarlık da tıpkı birçok eski Anadolu medeniyeti gibi bir gün sessizce […]
Karanfil

Saniyeler saatleri saatler ise günleri kovalıyordu. Ne o ne de kardeşi birbirlerine tek kelime edecek halde değildi. Elindeki solmaya yüz tutmuş karanfile baktı tekrar. Annesinin ona vermesinin üzerinden 3 gün geçmişti. Sulamayı mı unutmuştu yoksa çok mu su vermişti kestiremiyordu. Eğer annesi olsaydı bilirdi fakat… Gözlerinde biriken damlalarını eliyle silip karanfil saksısını yanındaki taşa koydu. […]
Kadının Sessiz Çığlığı ve Özgürlüğün Baharı

Bir kadın ağlıyorsa, dünya o gözyaşında boğulmaya mahkûmdur. Çünkü kadın gözyaşı yalnızca bir damla değildir; toprağın bereketini solduran, vicdanın susuzluğunu gösteren tuzlu bir çığlıktır.Bir kadının kalbi kirleniyorsa, toplumun kalbi çoktan incinmiştir. Çünkü kadın, geleceğin nefesidir, adaletin temelidir. O nefes kesildiğinde gelecek karanlığa gömülür, o temel çöktüğünde insanlık yerle bir olur.Susturulan her kadın, insanlığın bittiğinin kanıtıdır. […]
Kesrette Vahdet Üzerine: Çoklukta Birliği Görmek

İnsanın varlık karşısındaki ilk tecrübesi dağınıklıkla başlar. Göz, birbiriyle ilgisiz gibi duran nice nesneyi görür; kulak, birbirine karışmış bin türlü sesi işitir. Fakat kalp, bu dağınıklığın ardında bir nizam arar. Çünkü insan, çoklukta kaybolmak için değil, çokluk içinden birliği bulmak için yaratılmıştır. Her şey birbirinden ayrıymış gibi görünür; ama aslında hepsi aynı hakikatin farklı yankılarıdır. […]
Bilinmezliğin Kıyısındaki Şehir
Alacakaranlık çökerken, şehrin siluetleri erir gökyüzünde. Ne bir haritası var bu şehrin, ne de bir adı. Sadece hayallerde kurulur, zihnin en uç köşelerinde belirir. Sokakları dilsiz, binaları zamansız; her bir taşında unutulmuş anıların yankısı gizli. Burası, hiç ayak basılmamış bir eşik, kayıp bir pusula ile varılan son nokta. Ruhum bu şehre her uğradığında, her şeyden […]
Sonbahar’ın Aynasında

Sarardı yapraklar, dökülmeye başladı usulca, Gökyüzü bile sustu, rüzgâr sessiz bir dua gibi.Bir ağacın altına oturdum, Sanki düşen her yaprak bir hatıraydı içimde.Güneş yorgun artık,Sıcaklığı bile vedalaşır gibi tenime dokunuyor. Bir zamanlar yeşil olan her şey, Şimdi sarının bin tonunda kayboluyor.Sonbahar… Bir bitiş değil sadece, Bir hazırlık belki içe, kendine… İnsan da böyle değil mi?Bazen […]
Kelimenin Büyüsü: Edebiyatın İnsana Dokunan Gücü

Edebiyat, yalnızca kelimelerin yan yana gelmesinden ibaret değildir. Her cümle, bir duygunun yankısı, bir hayatın izi, bir insanın sessiz çığlığıdır. Kitapların sayfalarında gezinen karakterler, çoğu zaman bizden bir parçadır — bazen sustuklarımızı söylerler, bazen de asla cesaret edemediğimiz şeyleri yaşarlar. Bu yüzden edebiyat, yalnız bir sanat dalı değil, aynı zamanda insanı insana anlatan bir aynadır. […]
Modern Dünyada Sakin Yaşamanın Sanatı: Yavaşlamak Kaybetmek Değil

Günümüz dünyası hız üzerine kurulu. Bildirimler, e-postalar, yapılacaklar listeleri, hedefler, bitmeyen işler… Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor, ama kimse tam olarak neden yetiştiğini bilmiyor. Modern yaşamın içinde, “hızlı olmak” başarıyla, “yoğun olmak” değerli olmakla eş anlamlı hale geldi. Oysa insan doğası buna uygun değil. Bedenimiz ve zihnimiz, durmadan koşmaya değil, denge bulmaya programlı. İşte tam […]
