
Yorulmadın mı?” diye soruyorlar, rüzgarın önünde eğilmeyi bilgelik sananlar. Oysa bilmiyorlar ki, benim köklerim sadece toprağa değil, henüz kimsenin dokunamadığı hayallerime tutunuyor. Dizlerimin üzerine her çöktüğümde, toprağın soğukluğunu değil, ondan alacağım o muazzam gücü hissediyorum. Bu bir teslimiyet değil, yeniden şahlanmak için alınan derin bir nefestir. Ben sadece yolun sonuna odaklanan bir yolcu değilim; ben o yolu her gün tırnaklarıyla kazıyan, taşlarından kale inşa eden bir mimarım. Hayallerim benim pusulam, sabrım ise en keskin kılıcımdır. Varsın hayat bildiği en sert rüzgarları üzerime salsın; ben, kendi fırtınasından doğan, iradesini sabrın ateşiyle döven o mağrur kadının ta kendisiyim…
Günün nihayetinde kalan; ne yolun yorgunluğu ne de ayakları kanatan taşların sızısıdır. Avuçlarda biriken yegâne kutsallık, o taşlardan inşa edilen kalenin heybeti ve tırnaklarla kazınan yolun hafızasıdır. Artık mesele bir menzile varmak değil, yolun bizzat kendisi olmanın eşsiz zarafetidir. Kaderin sert rüzgarları, ancak kökü topraktan kesilmiş olanları savurabilir; oysa ruhunu hayallerin o dokunulmaz atlasına ilikleyenler için her tufan, sadece üzerindeki tozları savuran bir arınma ayinidir.
Şimdi, vaktin sustuğu o derin boşlukta, irade sabrın ateşinde son kez dövülür ve ortaya çıkan silüet artık sadece bir fâni değil; direncin, sadakatin ve küllerinden her an yeniden doğan o ebedî iradenin zamansız bir destanıdır.
Keyifli okumalar diliyorum.
Kitapla, edebiyatla, doğa ile kalın 📚🖊☘️
Yazar: Sevda BOZACIOĞLU 🖊