İnsan hayatında bazı anlar vardır. Önünde bir yol açılır gibi olur… ama ayakları ilerlemez.
Yol vardır.
Kapı vardır.
Hatta bazen fırsat bile vardır.
Ama insan durur.
Çoğu zaman sebep sandığımız gibi imkânsızlık değildir. Sebep korkudur.Korku garip bir duygudur. İnsanı korumak için vardır ama bazen insanı durduran en büyük duvar da o olur.
Hayatın birçok geçidinin önünde görünmez bir bekçi durur. Bu bekçinin adı korkudur. Yeni bir başlangıç yapmak istediğinde…Bir karar vermen gerektiğinde…Ya da hayatında büyük bir değişim kapıyı çaldığında…
İçimizden bir ses hemen konuşur:
“Ya olmazsa?”
İnsan çoğu zaman başarısız olmaktan değil,
bilmediği bir hayata adım atmaktan korkar.
Çünkü bilinmeyen şeyler zihnimizde büyür.Gerçekten daha büyük, daha karanlık görünür.
Bu yüzden birçok insan geçitlerin önünde bekler.Aslında geçemediği için değil,korktuğu için durur.
Oysa hayatın ilginç bir tarafı vardır:
Korku çoğu zaman geçidin arkasında değil,tam önünde durur.Bir adım atıldığında küçülür. İkinci adımda sessizleşir.
Üçüncü adımda ise neredeyse kaybolur.
Ama o ilk adım…İşte insanın en çok zorlandığı yer orasıdır. Belki de bu yüzden cesaret korkunun yokluğu değildir.Korkuya rağmen atılan adımdır. Hayat bazen bize geçitler gösterir. Ama o geçitlerin önüne bir bekçi koyar.
Soru şudur: Biz o bekçiyi görünce geri mi döneceğiz, yoksa kapının gerçekten kapalı olup olmadığını görmek içinbir adım daha mı atacağız?
Çünkü insan bazen geçidi aşarak değil,korkusunu aşarak değişir.
Bülent Susam