Pasolini’nin Kısa Ama Sonsuz Ömrü: Sanat, Hakikat ve Ölümün Kesişim Noktası

Pier Paolo Pasolini, 20. yüzyılın en provokatif ve çok yönlü sanatçılarından biri olarak yalnızca İtalyan edebiyatı ve sineması için değil, Avrupa kültür tarihi için de benzersiz bir figürdür. Onun 1975’te Ostia sahilinde vahşice öldürülmesi, bireysel bir suçun ötesinde, sanatla iktidar, bireyle toplum, hakikatle şiddet arasındaki gerilimlerin sembolik bir düğüm noktası olarak okunabilir. Pasolini’nin sanatı daima […]

Sessiz Bir Toplumdan Eşit Yurttaşlığa

Cumhuriyet’in ilanı, yalnızca bir yönetim değişikliği değil; Türkiye’nin toplumsal, kültürel ve düşünsel olarak yeniden doğuşuydu. 29 Ekim 1923’te kurulan yeni devlet, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar süren geleneksel yapısından koparak modern bir ulus kimliği inşa etmeyi hedefledi. Bu dönüşümün en çarpıcı ve kalıcı yönlerinden biri ise kadınların toplum içindeki konumunun kökten değişmesiydi. Çünkü Cumhuriyet’in mimarları, modernleşmenin yalnızca […]

Daha Azla Daha Fazla Yaşamanın Gücü

Modern hayat, bize sürekli “daha fazlasına” sahip olmayı fısıldıyor. Daha fazla kıyafet, daha fazla eşya, daha fazla plan, daha fazla hedef… Ancak bu bitmek bilmeyen “fazlalık” arayışı, çoğu zaman içsel huzurumuzu çalıyor. Dolaplarımız dolup taşarken zihnimiz karmaşaya sürükleniyor. Oysa gerçek mutluluk, “çoklukta” değil, sadelikte gizlidir. Sade yaşamak, yalnızca maddi eşyaları azaltmak değil; aynı zamanda düşüncelerimizi, […]

Hayatın Nehrinde Akmak

Bazen işe yetişmek için koştururken fark ediyorum; hızlanmak ne kadar cazip olsa da dengeyi kaybettiğimde bütün günüm altüst olabiliyor. Sen de hiç böyle hissettin mi? Hayatın koşturmacasında, farkında olmadan hızlı adımlar atarken, küçük ama değerli anları kaçırabiliyoruz. Sabah yürüyüşlerim sırasında parkta adımlarımı sayarken fark ediyorum; bazen hızla yürüyüp güne yetişmeye çalışıyorum, bazen ise yavaşlayıp etrafı […]

Matbaanın Osmanlı Toplumuna Etkisi

Tarih boyunca insanlık, bilgiyi aktarma ve çoğaltma yollarını geliştirdikçe ilerledi. Bu ilerlemenin en köklü dönüm noktalarından biri ise hiç şüphesiz matbaanın icadı oldu. Avrupa’da Johannes Gutenberg tarafından 15. yüzyılda geliştirilen baskı tekniği, kısa sürede bir bilgi devrimi yarattı. Ancak bu yeniliğin Osmanlı topraklarına ulaşması, sanıldığı kadar hızlı ve sorunsuz olmadı. Osmanlı’da matbaanın serüveni, hem teknolojik […]

Yapay Zekâ ve Edebiyat: Yazarlığın Geleceği Üzerine

Teknoloji, insanlığın düşünme ve üretme biçimlerini her geçen gün dönüştürüyor. Son yıllarda bu dönüşümün en dikkat çekici yansımalarından biri, yapay zekânın edebiyat alanına girişi oldu. Artık yalnızca müzik besteleyen ya da resim üreten algoritmalar değil, roman, şiir ve öykü kaleme alan yapay zekâ sistemleri de var. Bu durum, “Yazarlık insanın tekelinden çıkıyor mu?” sorusunu gündeme […]

Anadolu’nun Sessiz Mirası “Yorgancılık Sanatı”

Modern dünyanın hızla dijitalleştiği bu çağda, el emeğiyle yapılan pek çok geleneksel sanat sessizce kayboluyor. Ancak Anadolu’nun kalbinde hâlâ nefes alan, rengarenk ipliklerle dokunmuş bir miras var: yorgancılık sanatı.Bugün çoğumuz yorgancı tabelalarını küçük şehirlerde, dar sokaklarda kalan birkaç dükkânda görebiliyoruz. Oysa bir zamanlar yorgancılar, sadece yatak örtüsü diken zanaatkârlar değil; bir kültürün hikâyesini kumaşa işleyen […]

İskenderiye Kütüphanesi’nin Küllerinden Doğan Bilgelik

Dünya tarihinin en gizemli ve bir o kadar da trajik olaylarından biri, Antik Çağ’ın en büyük bilgi hazinesinin yani İskenderiye Kütüphanesi’nin yok oluşudur. Mısır’ın Akdeniz kıyısındaki bu kütüphane, sadece kitapların değil; insanlığın merakının, sorgulama gücünün ve bilimsel düşüncenin sembolüydü. Bugün hâlâ tarihçiler, bu kütüphanenin nasıl ve neden yok olduğunu tartışırken; aslında onun temsil ettiği fikir, […]

Kendi Gölgemizin Sığınağı

İnsan, bir yanılsamayla doğar. Kendisini, bir kök salmışlık hissinin, bir “asla gitmeyecekler” korosunun ortasında bulur. Güven dediğimiz o narin bina, önce en güvendiğimiz dalın sağlamlığı üzerine kurulur. Sanırız ki, o dal bizi en şiddetli fırtınada bile sırtında taşıyacak, kırılsa dahi düşüşümüzü yumuşatacaktır. Oysa hayat, o dalın, rüzgâr değil de, beklenmedik bir çatırtıyla kendi kendini bırakabileceğini […]

İnsanların Hayat Mücadelesi

İnsan, doğduğu evde belirli şeylerden mahrum kalıyor ve yaşamı boyunca bunun farkındalığı, kabullenişi, özlemi ve arayışı ile yaşıyor. Bunların başında sevgi geliyor.Hayat zaten bir arayış değil mi? İnsan her dönemde bir şey arar; hayatının bir döneminde buna erişir, bir diğer döneminde erişemez ya da eriştiğini zanneder. Hayat mücadelesi gereği, istediğiniz şeye ulaşabilmek için fedakârlık yapmanız […]