SEVDA MASALI: ÖTEKİ DİZİLERDEN AYRILAN YÖNÜ

Evet, çoğunuz Kanal 7’de bir dönem yayınlanmış olan Sevda Masalı dizisine denk gelmişsinizdir. Denk gelmeyenler için ise şunu söylemek mümkün: Bu dizi, alışılmış diğer bilindik dizilerden bir yönüyle apayrı. Türü, adından da anlaşıldığı üzere romantik bir dizi ama aynı zamanda dram ve tarih temalarını da bir arada barındırıyor.

Sevda Masalı uluslararası alanda The King In Love olarak biliniyor. Korece adı ise 왕은 사랑한다 (wangeun saranghanda) olarak geçiyor. Başrollerini Yim Si-wan ve Im Yoon-ah’ın paylaştığı yapım, iki sezon ve toplam 40 bölümden oluşuyor.

Bölüm sayısı, tarihi ve dram temasını bir arada bulunduran bir dizi için ne kadar göz korkutucu görünse de merak etmeyin, her bölüm sadece yaklaşık 30 dakika sürüyor. Bu da size çok fazla vakit kaybettirmeden, boş zamanınızda izleyebileceğiniz çerezlik bir dizi hâline getiriyor. Yaklaşık 2-2,5 saat süren yaz dizilerimizle kıyaslandığında bu süre ise hiçbir şey!

Dizi, Goryeo Hanedanlığı döneminde geçen bir hikâyeyi merkeze alıyor ve yalnızca bir aşk anlatısı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda güç, sadakat ve fedakârlık gibi kavramları da sorgulatıyor. Bu yönüyle izleyiciye sadece duygusal bir hikâye değil, tarihsel bir arka plan da sunuyor.

Hikâyenin merkezindeki çatışma ise Goryeo Krallığı’nın veliaht prensi Won ile onun en yakın arkadaşı, aynı zamanda seçkin bir ailenin oğlu ve koruması olan Rin’in, aynı kadına âşık olmaları etrafında şekilleniyor. Bu genç bayanın adı ise San.

Başlangıçta her ne kadar iki erkek ile bir kadın arasında bir aşk üçgeni geçeceğini düşünseniz de sanılanın aksine durum hiç de öyle değil. Burada şehvetli ve intikam dolu bir aşk üçgeni yok. Ayrılan yönü işte bu noktadan sonra başlıyor. Rin, veliaht prense olan sadakati nedeniyle San’a olan aşkını içinde yaşıyor. Yeri geliyor, veliaht prensin San ile yakın olması için ona bile yardım ediyor. Ne kadar da beklenmedik bir durum, değil mi?

İlginç kısmı sadece bununla da bitmiyor. Yaz dizilerinin aksine San, güce pek de itibar etmeyen birisi. Veliaht prensin gücü her ne kadar daha fazla olsa da bu onun için pek de önem arz etmiyor. O, sevilmek kadar kendisi olarak kalabilmeyi de tercih ediyor. Bu durum, yavaş yavaş veliaht prenste hırsa dönüşüyor. Sebebi ise tahmin edilecek türden: güç ve otorite.

Veliaht prens, San’ı, mutlak gücü ve tahtı aynı anda istiyor. Kendisinin veliaht prens olması sebebiyle de San’ı kendisine hak görüyor. Ama işler hiç de planladığı gibi gitmiyor. Kral ve saray baskısı nedeniyle veliaht prens, Rin’in kız kardeşiyle evlenmek zorunda bırakılıyor. San ile evlenememe sebebi ise San’ın soylu bir aileden gelmemiş olması. Bu evlilik, hâlâ veliaht prens için San’a olan aşkına bir engel olarak görülmüyor. O, San için çabalayıp sevgisini göstermeye çalışsa da San’ın tercihi bambaşka yönde oluyor: Sessizce seven Rin… Sevilmesindeki en önemli faktör ise sevgisinde baskı hissetmemesi ve seçim hakkını tamamen San’a bırakmasıdır. İşte diğer dizilerden ayrılan yönü de bu!

Güçlü bir otoriteye sahip olacak potansiyeli varken, kendi mutluluğu ve öz saygısı için tüm bunları bir kenara atıyor. Bu dizi, bize para ve gücün her zaman galip gelemeyeceğini, saf aşkın da kazanabileceğini gösteriyor. Peki siz San’ın yerinde olsaydınız kimi seçerdiniz?

Pınar Sert
30.01.2026

Daha Fazlası

Kapanan Kapı

HAYALİNİ ÇİZ GÜLÜŞÜNE YANSIT

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir