Akşam, şehrin üzerine yavaşça inerken gökyüzü griyle turuncu arasında sıkışıp kalmıştı. İnsanlar telaşla evlerine yetişiyor, kaldırımlar ayak sesleriyle doluyordu. Ama bazı kalabalıkların içinde bile insan kendini eksik hissedebiliyordu.
Aras, günlerdir ilk kez Defne’nin oturduğu sokağa geldi.
Adımları yavaştı.
Eskiden ezbere bildiği o yollar şimdi yabancı gibiydi. Çünkü bazı yerlere aynı insan olarak dönemiyordu insan.
Defne’nin camında ışık yanıyordu.
Bir an durdu.
Elini zile götürdü… ama basamadı.
Çünkü ilk kez korkuyordu.
Kaybetmekten değil.
Hak etmediği bir şeyi geri istemekten.
Başını eğdi. Derin bir nefes aldı. Tam geri dönecekti ki apartmanın kapısı açıldı.
Defne çıktı.
Elinde birkaç kitap vardı. Saçları dağınıktı. Yüzünde yorgun ama huzurlu bir ifade vardı. Aras’ı görünce durdu.
İkisi de birkaç saniye konuşmadı.
Sanki geçmiş, aralarında görünmeyen bir duvar gibi durmuştu.
“Yine geldin,” dedi Defne sakin bir sesle.
Aras hafifçe başını salladı.
“Gitmeye çalıştım,” dedi. “Ama bazı cümleler insanın içinde yarım kalıyor.
”Defne gözlerini kaçırmadı bu kez.
“Bazı insanlar da,” dedi yavaşça.
Aras bunu duyunca acı bir tebessüm etti.
“Belki haklısın.
”Rüzgâr hafifçe esti. Defne’nin saçları yüzüne düştü. Aras refleksle elini kaldıracak gibi oldu ama vazgeçti.
Çünkü artık neyin değiştiğini anlamıştı.
Eskiden Defne hep onun eksik bıraktığı şeyleri tamamlıyordu.
Şimdi ise ilk kez kendi eksikliğiyle baş başaydı.“Biliyor musun,” dedi Aras, sesi yorgundu, “sen gidince ev çok sessiz oldu.
”Defne hafifçe gülümsedi.
“Ben hep sessizdim zaten,” dedi. “Sen sadece hiç duymadın.”
Bu cümle Aras’ın içine oturdu.
Çünkü doğruydu.
İnsan bazen sevdiğini kaybedince değil… onu hiç gerçekten görmediğini anlayınca kırılıyordu.
Sokak lambaları birer birer yanmaya başladı.
Defne kitaplarını biraz daha sıkı tuttu.“Artık gitmeliyim,” dedi.
Aras hemen konuştu.
“Bir şans daha yok mu?”
Defne uzun süre cevap vermedi.
Sonra yavaşça yaklaştı. Gözleri yumuşaktı ama kararlıydı.
“Bazı hikâyeler yeniden başlamaz Aras,” dedi. “Çünkü insanlar aynı sayfaya dönse bile aynı kişi olmaz.”
Aras’ın gözleri doldu ama bu kez saklamadı.
Defne ilk kez onu gerçekten kırılmış gördü.
Ve garip bir şekilde… içindeki öfke tamamen kayboldu.
Yerine sadece uzak bir merhamet kaldı.“Ben seni affettim,” dedi sessizce.
Aras başını kaldırdı.
“Ama affetmek,” diye devam etti Defne, “geri dönmek demek değil.”
Sessizlik çöktü yeniden.
Şehrin uğultusu uzaktan geliyordu artık.
Defne bir adım geri çekildi.
“Hoşça kal Aras.”
Bu kez sesi bir veda gibi değil, kapanan bir yaranın son nefesi gibiydi.
Arkasını döndü.
Yavaş adımlarla yürümeye başladı.
Aras olduğu yerde kaldı.
Çünkü bazen insan, sevdiği kişiyi kaybettiği yerde değil…Onun artık onsuz da mutlu yürüyebildiğini gördüğü yerde yalnız kalıyordu.
Derya YAĞMUR