Hız Çağında Yavaşça Kalabilmek

İnsanlık, tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar hızlı yaşamadı. Haberler saniyeler içinde dünyayı dolaşıyor, mesajlar tek dokunuşla ulaşıyor, bilgi ise sayısız ekranın ardında bizi bekliyor. Ancak bu hızın içinde sessizce kaybettiğimiz bir şey var: Düşünmek.

Eskiden insanlar bir mektup yazmadan önce uzun uzun düşünürdü. Söylenecek her kelimenin bir ağırlığı vardı. Bugün ise çoğu zaman düşünmeden yazıyor, okumadan onaylıyor ve anlamadan tepki veriyoruz. Hız kazandık; fakat derinlikten ödün verdik.

Oysa hayatın en değerli anları aceleyle yaşanmaz. Bir kitabın altı çizilen cümlesi, dostla edilen uzun bir sohbet, gün batımını sessizce izlemek ya da sadece kendi düşüncelerimizle baş başa kalabilmek…

Bunların hiçbiri hızın ödüllendirdiği davranışlar değildir.

Yavaşlamak, geride kalmak anlamına gelmez. Aksine, neyin gerçekten önemli olduğunu fark edebilme cesaretidir.

Çünkü sürekli koşan biri, neden koştuğunu çoğu zaman unutmaya başlar.Belki de çağımızın en büyük başarısı daha hızlı olmak değil, gerektiğinde yavaşlayabilmektir.

Teknolojiyi kullanırken insan kalabilmek, bilgiye ulaşırken bilgeliği arayabilmek ve kalabalıkların içinde kendi sesimizi duyabilmek…

Geleceği şekillendirecek olan yalnızca daha güçlü makineler değil, daha bilinçli insanlar olacaktır.

Bunun ilk adımı ise bazen ekranı kapatıp gökyüzüne bakmak, bazen de sessizce düşünmektir.Çünkü insanı geliştiren yalnızca öğrendikleri değil, üzerine düşündükleridir.

Derya YAĞMUR

Daha Fazlası

Papatya

Modern Toplumlarda Kadın Kimliğinin Metalaşması Özgürlük Mü Baskı Mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir